Kılıçdaroğlu beklenen vizyon belgesini açıkladı: “Lamı cimi yok bu zorba gidecek. Zafer bizim olacak. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”

kemal kılıçdaroğlu ikinci yüzyıl
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, günlerdir beklenen “Türkiye’yi dünyanın merkezi yapacağım” dediği vizyon belgesini açıkladı. CHP’nin ekonomi, teknoloji ve sanayi başta olmak üzere temel projelerinin anlatıldığı toplantıda Kılıçdaroğlu, “Lamı cimi yok bu zorba gidecek. Halktan çaldıkları her şey yine halka dönecek. Zafer bizim olacak. Bunun için doğrul milletim, asla başını eğme, ayağa kalkın gençler, ayağa kalkın kadınlar, ayağa kalkın çocuklar. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diye konuştu.

thumbnail
İlgili Haber
Daron Acemoğlu: “Türkiye’nin demokrasiyi ve sağlıklı bir ekonomiyi aynı anda kurması lazım. Bu çok mümkün”

Kılıçdaroğlu, partililerine ve halka, “Dünyanın gözünün içine bakın ve haykırın ‘ey dünya Türkiye senin ucuz iş gücü alanın olmayacak. Türkiye senin mülteci kampın olmayacak. Türkiye senin çöp depolama alanın olmayacak. Sana rakip olmak için geliyorum ey dünya!’ Türkiye bir yıldız gibi parlayacak. Yeni Türkiye hayalimiz için yola çıkıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Haydi arkadaşlar başlıyoruz, başlıyoruz, başlıyoruz” diye seslendi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “Ey dünya seninle rekabet etmeye geliyoruz, 3 Aralık’ı bekle” ifadeleriyle duyurduğu “İkinci Yüzyıla Çağrı” başlıklı toplantı, İstanbul Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirildi. Kılıçdaroğlu “iktidar” sloganlarıyla karşılandı. Salonda “Gençlik seninle durma ilerle”, “Seni başkan yapacağız” sloganları atıldı.

Program, Duygu Demirdağ’ın “Bugün Türkiye’nin en büyük koalisyonunun ilanına tanık olacağız. Bir ortak akıl, ortak vicdan koalisyonu. Bilimde, eğitimde, teknolojide akıl yoluyla güçlerini birleştirenlerin koalisyonu. Sömürüye ve yoksulluğa son vermenin istihdam yaratmanın ve bütün bunlar için temiz finansman sağlamanın yollarını. Adil, mutlu ve güçlü bir Türkiye hedefine bizi götürecek yol haritasını konuşacağız” sözleriyle başladı.

Programda, Kılıçdaroğlu’nun vizyon belgesinin hazırlığı bu video ile özetlendi:

“Başka bir tek adama, bir zümrenin çıkarına asla oy istemeyeceksiniz!”

Ardından CHP lideri Kılıçdaroğlu açıklamalarda bulundu. Sözlerine, “Önce herkese merhaba. Heyecanlı mısınız? Sizin kadar en az ben de heyecanlıyım ve dolayısıyla heyecanla cümlelerime başlıyorum. Size bugün bir çerçeve çizmek istiyorum. Asıl konuşmamı kapanışta yapacağım. Bu giriş konuşması” diyerek başlayan CHP lideri, özetle şunları kaydetti:



“Sayın Genel Başkanlarım, değerli yol arkadaşlarım ve sevgili dostlarım. Bugün sizleri Türkiye için uyanmanın ve ayağa kalkmanın ve büyümenin vizyonunu ortaya koymak için davet ettik. Değerli yol arkadaşlarım, bugün burada halkımızdan ne için oy isteyeceğimizi öğreneceksiniz. Bir kere şunu çok net olarak ifade edeyim, sadece bir adaya, başka bir tek adama, bir zümrenin çıkarına asla oy istemeyeceksiniz. Artık oyu halkımızdan, herkes için daha iyi bir yaşama, yeni bir düzene, yeni bir Türkiye hayaline, yeni bir siyaset kültürüne ve yeni bir siyaset üstü anlayışa oy isteyeceksiniz. İşte bu yeni sistemi bugün açıklıyorum. Onun için bugün dinleyeceğiniz sadece bir krizden çıkma programı olmayacak. Evvel Allah orası nispeten çok daha kolay olacak. Krizden alnımızın akıyla ve hep birlikte çıkacağız. Asıl zor olan ülkenin yeniden yapısal bir krize girmesini kalıcı olarak engellemek. Çünkü bu ülke, durmaksızın krizlere girdi, krizlerden çıktı, krizlere girdi, yine krizlerden çıktı. Şimdi de derin bir krizin içerisindeyiz. Sürekli aynı girdaba düşen halkımız ekonomik ve sosyal olarak dayanılmaz acılar çekti.

“Bugün ülkenin kaderini değiştirme günüdür”

Bugün ülkenin kaderini değiştirme günüdür. Bunun için yönetim anlayışımızı, yaklaşımımızı kökten değiştirmeliyiz. Ancak bunun çaresi mevcut tek adam gitsin başka bir tek adam gelsin değildir. Tek adam gitsin mi? Evet gitsin. Tek rejimi bitsin mi? Evet bitsin. Ancak, yerine bir sistem, çalışan yeni bir sistem gelsin. Yeni bir tek adam aramıyoruz. Bugün bizden bambaşka bir sistemin altyapısı dinleyeceksiniz.

“Mesele Mustafa Kemal Atatürk’ün o büyük hayaline sahip çıkmaktır”

Türkiye, cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir daha artık böyle acımasız, adaletsiz ve kutuplaşmış dönemler yaşamayacak. Partimizin İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’nde ilan ettiğimiz gibi ülkemizin üzerine çöken kara bulutları dağıtıp Türkiye’yi çağdaş uygarlığa ulaştırma ve onu aşma kararlığını bugün bir adım daha ileriye taşıyoruz. Türkiye’yi kurumları yeniden inşa edilmiş, sistemi yasal çerçeveye oturtulmuş, toplumsal güven ve huzurun hakim olduğu, bölgesinde barışın ve refahın merkezi haline geldiği bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Dolayısıyla meselemiz sadece hükümeti devralma meselesi değildir. Mesele Mustafa Kemal Atatürk’ün o büyük hayaline sahip çıkmaktır. Ve onun vizyonunu tam anlamıyla hayata geçirmek. İnşallah bu bize nasip olacak.

“İnandığım vizyon yolculuğundan asla bir adım geri atmayacağım”

Bugün yepyeni bir güç birliğiyle tanışacaksınız. Bir siyaset üstü birlik. Oluşturduğumuz bu yeni siyaset üstü beyin takımından bazı isimleri burada göreceksiniz. Dünyadan ve Türkiye’den konusunda uzman ve itibarlı 70 kişiden oluşan büyük bir güç birliğinden söz ediyorum. Biliyorsunuz, hem ülkemizi karış karış gezdim, hem de dünyanın önemli ülkelerine gittim. Bilim, teknoloji ve yatırımın iki büyük merkezi olan ABD’ye ve İngiltere’ye gittim ve ziyaretlerde bulundum. Ne derlerse desinler inandığım vizyon yolculuğundan asla bir geri adım atmayacağım ve vazgeçmeyeceğim. Çünkü ne istediğimi ve bu yolun nereye varacağını daha başlarken biliyordum. Hepiniz şuna inanın. Bay Kemal çıktığı yoldan asla geri adım atmaz. Kısa bir süre sonrada Almanya’ya gideceğim. Orayı da yakından takip etmenizi özellikle diliyor ve rica ediyorum. Seyahatlerimde ve sonrasında bahsettiğim bu 70 değerli isimle tek tek görüştüm, onları siyaset üstü güç birliğine katılmaları için davet ettim. Dolayısıyla elimizde üç büyük güç var. Birincisi, bize inanan halkımız. İkincisi, sizler yani siyasi gücümüz. Üçüncüsü ise dostlarımızla kurduğumuz siyaset üstü güç birliğimiz. Unutmayın değerli arkadaşlar, bizler siyasi ve siyaset üstü, rozetli veya rozetsiz hepimiz ülke için, vatan için birlikteyiz. Bir daha ifade edeyim. Unutmayın değerli arkadaşlarım, değerli yoldaşlarım, değerli vatandaşlarım, değerli dostlarım. Bizler siyasi ve siyaset üstü, rozetli veya rozetsiz hepimiz ülke için, vatan için birlikteyiz.

“Türkiye’yi yeniden inşa etmeye başlıyorum”

Bahsettiğim bu sistemi hangi mantıkla oluşturdum. Bu değerli 70 kişi Türkiye için 24 saat çalışan bir güç birliği olacak. Bir daha ifade edeyim. 24 saat çalışan bir güç birliği olacak. Bir kısmı günü bitip uyumaya hazırlanırken dünyanın diğer yanındaki vatanseverlerimiz ve dostlarımız güne merhaba diyecekler. Devlet 7 gün 24 saat çalışacak. Zamanın, mekanın, enlemlerin, boylarım ötesinde kesintisiz üreten Türkiye’yi şimdiden inşa etmeye başlıyorum. Bakınız, bu 70 değerli isim ne bir kişi için, ne bir parti için, ne de iktidar için çalışacaklar. Onlar vatanları için çalışacaklar vatanları.

“Ülkeyi birlikte dönüştürmeye cesaret edenlerin bazılarını huzurlarınıza çağıracağım”

Çünkü Bay Kemal olmak böyle bir şey. Çünkü benim işim birleştirmektir. Çünkü benim işim sistemi kurmaktır. Çünkü benim işim sistemi çalıştırmaktır. Benim işim o sistemi ayrıca kalıcı kılmaktır. Bugün bizimle ülkeyi birlikte dönüştürmeye cesaret edenlerin bazılarını huzurlarınıza çağıracağım. Önce onlar anlatsınlar. Sonra ben çıkıp adım adım yapacaklarımızı özetleyeceğim. Buradan dinleyeceğiniz değerli konuşmacılar, tüm karanlığa rağmen ışığa çok yakın olduğumuzu size anlatacaklar.

“Haydi başlayalım!”

Sayın Jeremy Rifkin ile tanışacaksınız. Kendisi Almanya’da Merkel’in endüstri ve sanayi teknolojileri danışmanıydı. Çin Devlet Başkanı’nın da danışmanlığını yaptı. Benim de yeni endüstriyel dönüşüm başdanışmanım. Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında gösterilen Sayın Daren Acemoğlu bizimle birlikte olacak. Ben Sayın Acemoğlu’nun gelecek yıllarda Nobel ödülü alacağından da yüzde yüz eminim. Sayın Öztrak, ülkeye nefes aldıracak makroekonomik çözümleri. Sayın Böke, dijital kalkınma ve yeşil dönüşümü. Sayın Hakan Kara ve Sayın Refet Gürkaynak, para politikalarını. Sayın Ufuk Akçiğit, istihdam politikalarını. Sayın Hacer Foggo ise sosyal politikalarımızı anlatacak. Bu değerli isimlerle kurduğum sistem Türkiye’yi hızlıca karanlıktan çekip aydınlığa çıkaracak. Cumhuriyet kendi özünden güç alarak yeniden şahlanacak. Haydi başlayalım.”

CHP liderinin ardından ABD’li yazar ve ekonomi kuramcısı Jeremy Rifkin, Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Refet Gürkaynak, Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve eski TCMB Başekonomisti Hakan Kara, CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Faik Öztrak, ekonomist Prof. Dr. Ufuk Akçiğit, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MİT) öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu açıklamalarda bulundu.

“Türkiye’yi tek bir kişi değil liyakate dayalı bir sistem yönetecek”

Konuşmacıların ardından tekrar sahneye çıkan CHP lideri şunları kaydetti:

“Türkiye’yi tek bir kişi değil liyakate dayalı bir sistem yönetecek. Tükiye’nin kökten bir değişime ihtiyacı var. Herkes için çalışan bir sisteme ihtiyacı var. Emin olun iktidara geliyoruz.

Siyaset üstü güç birliği sizlerle birlikte çalışınca tamamlanacak. Bir de bizim siyasal birlikteliğimiz var tabii, altılı masa. Kalbi Türkiye için atan altı vatanseverin masasıdır o. En büyük motivasyonları aldıkları oy değil ülke söz konusu olunca ideolojik farklılıklar teferruattır dememiz bu masanın en büyük gücüdür. Zorbalığa direnen her türlü kara propagandaya rağmen kenetlenen altı lideriz biz. Türkiye için kenetlendik. Halkımızın haysiyetli yaşamı için kenetlendik: Biz altı lider olarak birlikte yürümeye devam edeceğiz. Türkiye’de gerçek bir demokrasiyi inşa edeceğiz. Anayasamız hazır. Ekiplerimiz kadrolarımız gece gündüz ortak bir program için çalışıyorlar. Bizim siyasi ahlaki ve vicdani birliğimiz, bakın bu birlikteliği bir daha ifade edeyim ahlaki ve vicdani diyorum. Meral hanımın partisini kurarken nasıl bir mücadele verdiğini ben çok iyi biliyorum. Meral hanım çok merttir. Temel Bey bu altılı masayı kurarken sırtına nasıl bir yük yükleneceğini bilmiyor muydu? Biliyordu. Ama temel Bey bilgedir ve cesurdur. Ahmet beyle vatan söz konusu olduğunda bir araya gelmekten bir an bile tereddüt etmedik. Onun deneyimi ve entelektüel birikimi bize her türlü katkıyı sağlayacak. Ben Gültekin bey de Menderes ve Demirel’in gençliğini, onların ruhunu görüyorum. Ali Bacan’ın uygulama becerisini ve başarısını biliyorum. Özetle bu zaferi iyi, cesur ve yürekli dürüst insanlar kazanacak. Türkiye dahil dünyanın her yerinden işinde en iyi uzmanlar ve siyaset üstü vatanseverlerimizle bunun için buluştum. Altılı masayı oluşturan partilerimizin de çok iyi kadroları var. Tabii ki en iyileri bulmak yetmez onların elini güçlendirmek de gerekir. Bu büyük birlikteliğin başarılı olması için kaynağa ihtiyaç var açık ve net söylüyorum Bay Kemal bu sorunu da çözdü.

“İktidarımızın ilk üç yılında en az 100 milyar dolar doğrudan yatırım gelecek”

İktidarımızın ilk altı ayında milletimizin ferahlaması için hızlı çözümlerimiz hazır. İlk adım halkımıza nefes aldırmak sonra kalıcı refahı sağlayacağız. Gerçekleştirdiğim uluslararası temaslarda toplamda 5 trilyon 461 milyar dolarlık fon yöneten bankaları ve girişim sermayesi fonlarıyla verimli toplantılar yaptım. Aralarında tefeci yoktu. Aralarında kara para sahipleri yoktu. Aralarında baronlar yoktu, şaibeli kişiler yoktu. Peki ne vardı? Dijital teknoloji var, yapay zekâ vardı. Makine öğrenimi finansal teknolojiler ve yeşil enerji gibi önemli sektörlere büyük yatırımlar yapan büyük kurumlar vardı.

İktidarımızın ilk üç yılında en az 100 milyar dolar doğrudan yatırım gelecek. Ben bu parayı kesinlikle getireceğim. Peki bu yeter mi? Hayır. Dünyanın her yerinde bağımsız çok büyük varlık fonları var. İktidarımızın ilk üç yılında onlardan da en az 75 milyar dolar yatırım alacağız. Ayrıca yeri yurdu kaynağı belli, temiz ve sürdürülebilir fonlardan en az 150 milyar dolar yatırım getireceğiz.

“Özellikle hedefimiz Avrupa’nın ve uzak doğunun emekli fonları olacak”

Özellikle hedefimiz Avrupa’nın ve uzak doğunun emekli fonları olacak. Norveç ve Singapur gibi. Sadece bu kadar mı? Hayır. Türkiye büyük kaynaklara ve potansiyellere sahip bir ülke ancak yolsuz yönetim yüzünden halkımız hiçbir şeyden pay alamıyor. Ama bay Kemal çetelerle ve yolsuzluk yapanlarla mücadele etme sözü verdi.

“Kirli sermayenin çaldığı 418 milyar doları borçları olarak onların defterlerine yazdım”

Çünkü ben kirli sermayenin adamı olmam, kirli sermayenin çaldığı 418 milyar doları borçları olarak onların defterlerine yazdım. Ben biliyorum onlar neden benimle sürekli görüşmek istiyorlar, neden aracılarla haber gönderiyorlar, neden arkamdan iş çeviriyorlar, neden anketçileri sureti muhalefetten gözüken medya kalemlerini satın alıyorlar. Kuruş kuruş kuruş kuruş dünyanın neresinde neyiniz varsa hepsini biliyorum. bu parayı hukuk içinde sizden alacağım, kurtulamazsınız.

“Devletin maaş alanlara yani ücretlilere en az 300 milyar dolar borcu var, bunu ödemeye geliyoruz”

Bu ülkede ücretli çalışanalar hiçbir aman büyümeden pay verilmedi. Yetmezmiş gibi sahte enflasyon oranlarıyla çalışanların maaşları gasp edildi. Bugün devleti yönetenlerin bu ülkenin onurlu çalışanlarına borcu var. Bizim yaptığımız hesaplara göre devletin maaş alanlara yani ücretlilere en az 300 milyar dolar borcu var. Biz bu borcu ödemeye geliyorum. Nasıl ödeyeceğiz? Çalışanlar için gelir vergisi tarifesini yeniden düzenleyeceğiz. Sırlarındaki vergi yükünü alacağız, para onların cebine yansıyacak ve biz borcumuzu ödemiş olacağız.

Üç temel yapılacaklar listesi

Gerçek zenginleşme de böyle olur. Halkın olanı halka vererek. Bunun gereğini yapacağım. Özetle bir; güven ortamı yaratarak yatırımı çekeceğiz. İki; temiz yönetimle halktan çalınanları halka iade edeceğiz. Üç; akılcı yönetimle Türkiye’yi hızla krizden çıkaracak. Bunları yapacağız ama yetmez. Halkımızı zenginleştireceği,  kalıcı refahı ulaşacağız. Vizyonumuz yol haritamız projelerimiz hazır. Tüm bu projelerimizi Türkiye’nin ikinci yüzyılını inşa etme başlığı altında birleştirdim. Halkımızı kalıcı zenginliğe ulaştıracak projelerimizi beş kolona ayırdım. Çok sayıda somut proje üzerinde çalıştık.

“Endüstriyel dönüşümü gerçekleştireceğiz!”

Gelelim başlıca kolonlara; birinci kolon bugün detaylarını Sayın Rifkin ve Sayın Böke’den dinlediğiniz, ‘endüstriyel dönüşümü’ gerçekleştirmek. Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırarak, topyekûn kalkınmayı böyle sağlayacağız. Tüm Türkiye’yi kapsayacak bir üretim-ticaret-finans ağı kuracağız. 50 ili kapsayan 8 bölgede, özel ekonomi bölgeleri oluşturacağız. Esnek, kendine özel mevzuata tabii, inovasyon odaklı özel ekonomi bölgeleri olacak. Türkiye genelinde bir üretim ve ihracat hareketi başlatacağız. Bahsettiğim modelde limanlar, tersaneler, tarım bölgeleri ve dijital yatırım bölgeleri var. Tüm Türkiye üretecek. Başta İstanbul olmak üzere, metropollere yığılan nüfus, içi boşaltılan Anadolu’da istihdam imkânı bulacak. Böylelikle bu modelde, Marmara ve Ege bölgesinden tersine göç teşvik edilecek.

“İşgücü dönüşümünü hızla hayata geçireceğiz”

İkinci kolonumuz, işgücü dönüşümü. Çünkü bu kalkınmayı gerçekleştirmek için, eğitimde fırsat eşitliğine, üniversitelerimizin bilgi üretmesine, yüksek yetenek inşasına ve bu köklü dönüşümü gerçekleştirecek nitelikli iş gücüne ihtiyacımız var. Bunu hızla hayata geçireceğiz.

“Enerjide bağımsızlığımızı sağlamak, önceliğimiz olacak”

Üçüncü kolon enerji. Dünyanın içinde bulunduğu enerji krizi derinleşiyor. Bu yüzden enerjide bağımsızlığımızı sağlamak, önceliğimiz olacak. Bunun iki yolu var: Birincisi temiz enerjiye yatırım yapmak. İkincisi ise özellikle Akdeniz havzasındaki avantajlı konumumuzu kullanmak. Türkiye’yi enerjide tek kutuplu konumdan çıkarıp, herkesin güvendiği bir iş ortağına dönüştürmek.  Türkiye’yi enerji depolama, işletme ve dağıtım merkezi haline getirmek. Unutmayınız… Yer altı kaynaklarına sahip olup olmamak bizim elimizde değil, ama yüksek teknoloji ile iş yapmak ve refaha ulaşmak bizim elimizdedir! Bir başka anlatımla, petrolün nerede olacağını tayin edemeyiz. Ama çipin nerede üretileceğine biz karar verebiliriz. 21. yüzyılın en önemli yarış alanı çip üretimidir.

“Aç çocuklarla, endüstriyel devrimi gerçekleştiremeyiz”

Tabii enerji krizi, karşı karşıya kaldığımız tek global kriz değil. Önümüzdeki yıllarda daha da artacak olan gıda krizi var. Bu yüzden dördüncü kolonumuz gıda bolluğu ve bereketi. Çünkü aç çocuklarla, endüstriyel devrimi gerçekleştiremeyiz.  Milletimizin en büyük zenginliklerinden biri bereketli topraklarımız. Bu beceriksiz yönetim bizi buğdaya da nohuta da dışa bağımlı hale getirdi. Artık egemenliğimizi kısıtlayan bu düzeni değiştireceğiz. Göreceksiniz, yaşayacaksınız, Türkiye’yi tarım ve hayvancılıkta bölgenin en güçlü ülkesi haline getireceğiz.  Çok kısa bir süre içinde de ihracat devi olacağız. Havza bazlı planlama yapacağız, ekilmedik toprak bırakmayacağız. Hiçbir çiftçimiz asla zarar etmeyecek. Süt üreten de kazanacak, et üreten de kazanacak. Hiçbir çocuğumuz bu topraklarda yatağa aç girmeyecek. Nokta!

İstihdam: İlk etapta yaklaşık 3,5 milyon kişi istihdam edilecek!

Beşinci kolonumuz hızlı bir istihdam artışı. Projelerimiz ile bu bölgelerden ilk etapta yaklaşık 3,5 milyon kişi istihdam edilecek. Sürdürülebilir iş edinme programları başlatılacak. Beş yıl içinde 13 milyon 500 bin kişi sürdürülebilir iş edinme programlarına dahil edilecek. Tüm bunları gerçekleştirdiğimizde halkımız zenginleşecek. Kişi başına düşen milli gelirimizi, 20 bin doların üzerine çıkaracağız. Emeğin değeri artacak. Temiz yönetim ve güçlü sosyal devletle, gelir ve fırsat eşitliği sağlanacak.

Vizyonumuzu kısaca özetlemek istiyorum sizlere. Sayın Rifki’nin Almanya ve Çin’de yaptığı endüstriyel dönüşümü Türkiye’de de yapacağız. Selin Hanım üretimi dönüştürürken üç temel hedefi gözeteceğimizi söyledi. Güvenceli işler yapmak, teknolojik dönüşümü ve yeşil üretimi sağlamak. Daron Acemoğlu dedi ki, sağlıklı bir Türkiye ekonomisinin olmazsa olmazı demokrasidir. Demokrasiyi inşa edeceğiz.  Faik bey ifade etti. Türkiye kral değil kural istiyor. Kurallı ekonomiyi getireceğiz. Hacer Hanım aileyi nasıl koruyacağımızı ve yoksulluğu nasıl bitireceğimizi anlattı. Ufuk Bey Türkiye için sanayi ve istihdam alanında yapılması gerekenleri verilerle anlattı. Refet bey makro ekonominin hangi anlayışla yönetileceğini aktardı. Hakan bey para politikalarının Türkiye’yi hızla zenginleştireceğini konuştu.

“Çalışma prensipleri asla sıcak siyasetin ajandasına kurban edilmeyecek”

Değerli dostlarım değerli yol arkadaşlarım, özetle, siyasette siyaset üstü liyakatli kadrolar bir arada çalışacak. Çalışma prensipleri asla sıcak siyasetin ajandasına kurban edilmeyecek. Gelen iktidarlar ekonomi, sanayiyi, kendi siyasal ajandalarına göre manipüle edemeyecekler. Bağımsız kalması gereken kurumlar bağımsız kalacak. Çünkü inşa edeceğimiz büyük güç birliği kalıcı bir sisteme dönüşecek. Ve kuracağımız sistem devletin rasyonel yönetilmesi gereken can damarlarını koruyacak. Sistem güçlendikçe ülke artık sürekli yapısal krizlerle de asla karşı karşıya kalmayacak.

Şu an iktidarın getirdiği enflasyonist ve değersiz Türk Lirası ekonomi ile emeği ucuzlatan politikaları derhal çöp sepetine atacağız. Bunun yolu endüstriyel dönüşümü sağlamaktır. Birinci ve ikinci sanayi devrimlerinde geç kaldık. Emin olun ki ortaya koyduğumuz bu vizyonla yeni sanayi devriminin tam merkezinde olacağız.

İşte böyle yapacağız… Merak etmeyin, söylediğim gibi, bu dönüşümü gerçekleştirecek parayı da buldum. Altyapıyı kurguladık; planımız, projelerimiz ve insan kaynağımız hazır. Önce teknolojik yatırımları Türkiye’ye davet edeceğiz, endüstriyel altyapıyı dönüştüreceğiz, vizyonumuzu hayata geçireceğiz. Böylece Türkiye kalkınacak ve zenginleşecek. Daha da önemlisi, bu zenginlik tabana yayılacak. Halk zenginleşecek. Refah adil dağıtılacak. Güçlü bir sosyal devlet ile Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, halkımızı hak ettiği refaha ulaştıracağız.

“Altılı masa hem cumhurbaşkanlığını hem de TBMM’de çoğunluğu alacak”

Zengini zenginleştiren, fakiri fakirleştiren bu düzenin sonuna geldik artık. Yanımızda en iyi insanlar var. Elimizde olanaklar var.  O zaman yapılacak tek bir şey kaldı: Kazanmak! İnanın başaracağız ve inanın kazanacağız! 6’lı masa hem Cumhurbaşkanlığını; hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çoğunluğu alacak.

İzmir İktisat Kongresi’nin açılış konuşmasında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bize miras olan şu cümleyi söylüyor: “Halkın sesi, Hakk’ın sesidir.” Biz, Cumhuriyet Halk Partisi’yiz, halkın sesiyiz, hakkın mücadelesini veriyoruz. Adalet istiyoruz.

“Lamı cimi yok bu zorba gidecek”

Önümüzde aylar sürecek mücadeleler ve ıstıraplar var. Korkunç kara propagandalar olacak. Çünkü medya ve kamu kaynakları onların elinde ama sonunda hak galip gelecek halk galip gelecek. Çünkü halkın dedi hakkın sesidir. Lamı cimi yok bu zorba gidecek. Halktan çaldıkları her şey yine halka dönecek. Zafer bizim olacak. Bunun için doğrul milletim, asla başını eğme, ayağa kalkın gençler, ayağa kalkın kadınlar, ayağa kalkın çocuklar. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Söz veriyorum bu ülkeye hak, hukuk ve adalet mutlaka gelecek. Ve söz veriyorum bu ülke küllerinden yeniden doğacak. Söz veriyorum Atatürk’ün vizyonunu hayata geçireceğiz. Söz veriyorum yaşama sevincini geri alacağız. Çünkü ancak biz kazanırsak Türkiye kazanır. Önce kendinizi alkışlayın. İktidara geliyoruz. En ufak bir endişeniz olmasın.

“Yeni Türkiye hayalimiz için yola çıkıyoruz”

Dünyanın gözünün içine bakın ve haykırın ‘ey dünya Türkiye senin ucuz iş gücü alanın olmayacak. Türkiye senin mülteci kampın olmayacak. Türkiye senin çöp depolama alanın olmayacak. Sana rakip olmak için geliyorum ey dünya!’ Türkiye bir yıldız gibi parlayacak. Yeni Türkiye hayalimiz için yola çıkıyoruz.  Hayırlı uğurlu olsun. Haydi arkadaşlar başlıyoruz, başlıyoruz, başlıyoruz.”

Bu Yazıya Tepki Ver


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir