Köşe Yazarı

Erken seçim olur mu? Olursa kim kazanır?

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

NATO’dan NOTA’ ya mı? başlıklı köşe yazımda belirttiğim üzere Sayın Cumhurbaşkanının tekrar aday olabilmesi için ABD’nin desteğini almasının şart olduğuna dair vurgu yapmıştım. Çünkü iç politikada zorda kalan AKP Hükümetinin bir süreliğine daha iktidarda kalabilmesi adına ABD’nin desteğini almak zorundaydı.

Lakin ABD Başkanı Biden bu desteği elbette babasının hayrına vermeyecekti.

Yani; yakın vadede özerk müstakil Kürdistan’ın teminatı ve alt yapısı olan ve de Anayasal güvenceleri içeren (yerel yönetimlerin güçlenmesi, yetkilerinin artırılması) ile ilgili Anayasa değişikliğini derhal yapınız.” talimatı gelebilirdi.

Ki bu durumda minareyi çalan Biden AKP Hükümetinin kıvrak bir hamle ile bu iş için Meclis çoğunluğum yok diyecek olması için, sen onu düşünme, güçlendirilmiş parlamenter sisteme tekrar dönüş zaferi ile muhalefeti yanına konuşlandırmak benim işim diyerek, çaldığı minarenin kılıfını çoktan hazırladım diyebilirdi.

Sonuç olarak en geç sonbaharda (ABD’nin istediği Yerel Yönetim ile ilgili anayasa değişikliği) gündeme gelirse geriye tek bir hamle kalıyor o da “muhalefetin seçmenlerini mutlu edecek parlamenter sisteme dönüş zaferi.”

Sonuç olarak 2022 sonbaharın da erken seçim ve bir kez daha mevcut hükümet ile yola devam kararı.

Gelelim Sayın Bahçeli’ye.

Hatırlarsanız birçok yazımda Sayın Bahçeli’nin kimsenin arka bahçesi olmadığına ve yine 15 Temmuz sonrası kaleme aldığım “Arka Bahçelinden ön Bahçeliye dönüş başladı” yazılarımla neden AKP’ye yanaşmış olabileceğine dair dilimin döndüğünce sizlere anlatmaya çalıştım. Keza Türkiye Cumhuriyeti’nin Kozmik Odasını (Namusunu) yerle bir ettiren Bülent Arınç’ın Sayın Bahçeli AKP’yi uçuruma sürüklüyor açıklaması beni birazda olsun doğrular nitelikteydi.

“Af”

Sayın Bahçeli “af” konusunu gündeme getirdiğinde AKP Hükümeti “gündemimiz de af” yok diyerek açıklama yapsa o af çıkar ve Devletin Çakısını özgürlüğüne kavuşturmaya kimsenin gücü yetmez demiştim. Nitekim öyle de oldu ve Devletin Çakısı özgürlüğüne kavuşunca hükümetin bıçağı, Devletin Çakısı işini görene kadar önce Balkanlara oradan da Fas ve Dubai’ye gönderilmiş olabilirdi.

Oysa ki düne kadar AKP saflarında yer alan Sedat Peker’in bugün AKP’yi bitirmek için çaba gösteriyor olması çok ilginçti. Hele ki Süleyman Soylu ile ilgili ortaya attığı iddialar çok düşündürücüydü. Peki Sedat Peker neden böyle bir şey yapıyordu. Ya da Sedat Peker’e Türkiye’ye dönüş biletin bende diyen Sayın Soylu neden o bileti yakmış olabilirdi.

Bunu da “Sayın Soylu’yu kimse görevden alamaz” başlıklı makalemde. Sayın Süleyman Soylu’nun pandemi döneminde ansızın aldığı sokağa çıkma yasağı kararı sonrası istifa etmesinin planlı bir hareket olduğunu yazmıştım. Çünkü Sayın Soylu istifa ederek arkasındaki AKP gücünü Sayın Cumhurbaşkanı ve kurmaylarına göstermek istemişti. Nitekim istifa kararı sonrası sokağa dökülen AKP’lilerin “reis Soylu” sloganı atarak AKP içinde tek reisin Recep Tayyip Erdoğan olmadığını hepimiz görmüştük. İşin asıl ilginç olan tarafı ise Sayın Soylu’nun istifası sonrası intihar girişiminde bulunan vatandaşın Sayın Soylu’nun memleketi Trabzon’dan değil de Rize’den olması biraz garipti.

Kısacası Sayın Cumhurbaşkanı Mafyamatik bütün unsurlardan kurtulmuş olarak yola devam etmek isterken, görevden almak için can attığı Sayın Soylu’ya görevde kalması için mecburen rica eder duruma gelmişti. “Yani Kertenkele yük olan kuyruğundan kurtulmak istese de bu mümkün olmamıştı.”

Bu durumda Sayın Süleyman Soylu Sedat Peker’in dönüş biletini, Sedat Peker de Sayın Süleyman Soylu’nun Cumhurbaşkanlığı biletini yakmışa benziyordu.

Devam edelim;

Olası bir erken seçimde Sayın Cumhurbaşkanın anayasaya göre tekrar aday olması mümkün değil gibi gözükse de meclis çoğunluğu sağlanırsa yani MHP’nin yanı sıra, AKP’den istifa edip yeni kurulan partilere gidenler, bağımsız milletvekilleri ve birazda ABD Başkanı Biden’in “özerk müstakil Kürdistan’ın teminatı ve alt yapısı” için adım atılırsa HDP’li milletvekillerinin desteğini alarak tekrar aday olması mümkün hale gelebilir.

Eğer ki MHP Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığı için destek vermez ve mecliste yeterli çoğunluk sağlanmazsa ve ABD Başkanı Biden’in Özerk Kürdistan ve Parlamenter sisteme geri dönüş planları tutmaz ise Cumhur İttifakının adayını bu defa Sayın Bahçeli belirler ve bu kişi de benim makalelerim de yurt dışı resmi ziyaretlere Askeri Kıyafetle değil de sivil kıyafetle giden ve 57 yıl aradan sonra Millî Savunma Bakanlığının başına tekrar bir askere emanet edilebilir dediğim Hulusi Akar olur.

Millet İttifakının adayı kim olur?

Onu da şöyle açıklayayım. Çoğu insanın olduğu gibi birçok gazetecinin telaffuz ettiği isim benim de kişiliği ve çalışkanlığını takdir ettiğim Sayın Mansur Yavaş’ın olacağı yönündeydi. Oysaki ben Sayın Mansur Yavaş’ın Cumhuriyetin 100. Yılı yani 2023 için hazırlatıldığını düşünmekteyim. Eğer ki düşündüğüm üzere 2022 sonbaharın da erken seçim olursa Millet İttifakının adayı Sayın Ekrem İmamoğlu rakipleri de ya Recep Tayyip Erdoğan ya da Sayın Hulusi Akar olur.

Peki; Sayın Ekrem İmamoğlu kazanır mı?

Bence kazanamaz çünkü tarladan karpuzu olmadan koparırsanız kelek olur ve elinizde kalır. Yani demem o ki Cumhuriyetin 2002 öncesi ayarlarına, Parlamenter sisteme geri dönüşüne, KHK’lar çıkarılıp gerçek anlamda cemaatçilerin toplandığına, 17-25 aralık yolsuzluğuna adı karışanların yargı huzuruna çıkarılmasına Cumhur ittifakının Cumhurbaşkanı değil de Millet İttifakının Cumhurbaşkanı karar verirse “toplanan cemaatçiler ve yolsuzluğa adı karışan AKP’lilerin yargılanmasının” adı AKP’ye ve Müslümanlara karşı operasyon olarak tanımlanır. Eğer ki bütün bunları Cumhur ittifakı yaparsa AKP seçmeni ağzını dahi açmaz. İşte bu yüzdendir ki “90 yıllık Reklam Arası sona erdi” diyenlerin 20 yıldır oynattıkları reklam filmini kendi kendilerinin bitirmesi için 1 dönem daha kalması gerekir.

Diyelim ki erken seçim oldu. Ve yine diyelim ki seçim barajı düşmedi. O zaman Cumhur İttifakının tek başına kazanması asla mümkün olmaz. Hal böyle olunca bugün 2’li olan Cumhurbaşkanlığı koalisyon hükümet sisteminin olası bir erken seçimde 3’lü koalisyon olarak görmemiz kaçınılmaz olur. Lakin Sayın Cumhurbaşkanı ortağı Sayın Bahçeli’nin gözünün içine baka baka HDP’nin kapısını koalisyon için çalamayacağı için geriye iki seçenek kalıyor. Birincisi adına “Selamet İttifakı” dediğim Sayın Davutoğlu, Babacan ve Karamollaoğlu tarafı, ki hepsinin alacağı oy yüzde 5’i geçmeyeceği için Cumhur İttifakını iktidar olması için yetmez. O zaman geriye çalınacak tek bir kapı kalıyor o da Millet İttifakının ortağı Meral Akşener’in (İyi Parti) si.

Bence yeni kurulacak olan 3’lü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Başında MHP, Ortasında AKP ve Sonun da İYİ parti olur.

Yani hem drift hem de bolca makas sahneleri.

İyi seyirler…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir